Open Graph: Ne izlediğimi herkes biliyor mu?

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Sosyal ağ dendiğinde akla gelen en büyük mecra kuşkusuz Facebook. Bu geniş mecra güncelliğini koruyabilmek ve iyice vazgeçilmez olabilmek için çeşitli geliştirmelerle farkını ortaya koymaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl f8 zirvesinde duyurduğu yenilikler hepimizi oldukça heyecanlandırmıştı. Bu heyecan herkesin aklında bir dizi sorunun da oluşmasına yol açmıştı, örnek mi: bu zirvede açıklanan en önemli konulardan biri olan Open Graph platformu ve bu platformun getirileri. Bu yeni platform açıklandığında ne gibi getirileri olacağından bahsedilmişti ama tabi ki elle tutulur veriler gelmeden kimse tam olarak bu platformun neler başarabileceğini anlayamamış, bir bekleme ve sonuçları görme dönemine girilmişti.

Open Graph platformunun neler sağladığını ve neler sağlayabileceğini anlatmaya başlamadan önce bu geliştirmenin bir tanımını yapmamız gerekmekte. Kısaca bu platforma Facebook’un kişiselleştirme modülü diyebiliriz; yani kullanıcı aksiyonlarından bir veri kaynağı oluşturarak, kullanıcıya özgü internet deneyimi sunan bir platform.

Artık bu yeni geliştirmeyle alakalı bekleyelim görelim dönemi sona erdi gibi gözüküyor. Elle tutulur gözle görülür veriler, bizim bu yeni platformu anlamamızı sağlamaya başladı bile. Bu yeni platform şu anda kişiselleştirmeden çok, bir trafik artırma aracı olarak kullanılmakta. Aslında Open Graph bununla sınırlı değil ama görünen o ki şu andaki en çekici özellik bu. Open Graph üzerinde hazırlanmış Facebook uygulamalarını kullananların tüm aksiyonları haber akışında kullanıcının diğer arkadaşları tarafından görüntüleniyor. Buna şu anda verebileceğimiz en iyi örnek izlesene.com sanırım. Hepimizin fark ettiği ve artık yavaş yavaş canımızı sıkmaya başlayan, şu bunu izledi bu buna baktı gibi bildirimlerin ana sayfada karşımıza çıkmasından bahsediyorum. İzlesene örneğine iki farklı açıdan yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. İzlesene.com tarafından bakarsak, uygulamayı hazırlayanların istediklerini fazlasıyla aldığını söyleyebiliriz. Çünkü günlük 250.000 olan video izleme sayısını 4.000.000’a çıkararak çok ciddi bir trafik elde ettiklerini görüyoruz.  Bu trafik tabi ki reklam gelirlerini de önemli ölçüde artıracaktır. Peki ya kullanıcı tarafı?

İzlesene.com istediğini aldı, almaya da devam ediyor fakat kullanıcılar – özellikle de bilinçli kullanıcılar – izlesene.com’un bu uygulamada sergilediği tutumdan biraz şikayetçiler. Çünkü bir şirket çalışanının patronunun ‘’Bacak Show’’ adlı videoyu izlediğini görmesi ya da bunun tam tersi gibi komik, belki bazen de istenmeyen durumlar kullanıcıların canını sıkmakta. Bu gibi durumların çok fazlalaşmasından dolayı izlesene.com spam olarak algılanmaya da başlanmış görünüyor. Benim bu konudaki önerim gerekirse gelen trafikten ödün verme pahasına, imajı düzeltecek bazı optimizasyonların yapılması. Bu konunun insanların canını bu kadar sıkmasının sebebini bilmeyenler için belirtmekte yarar var; Open Graph uygulamaları Facebook connect kullanılarak bağlanılan ve izin verilen uygulamalar üzerindeki tüm aksiyonları, (video izlemek, beğenmek gibi) kullanıcıdan habersiz olarak ana akışta paylaşan ve belki de en can alıcı olan nokta, gerçekleştirdiğiniz aksiyonu sizin akışınızda veya duvarınızda göstermeyerek bu paylaşımın yapıldığından  kullanıcının haberinin olmamasına yol açan bir uygulama. Trafik konusunda yukarıda bahsettiğim gibi gerçekten iyi etkiler sağlanması mümkün ancak bu olağan dışı trafik artışının yan etkileri de söz konusu. Trafik artışı sağlayıp spam etkisi yaratmayan başarılı örnekler de pek tabi ki mevcut. Bunlardan bir örnek vermek gerekirse Facebook connect sayesinde trafiğini %60 artıran yeni sosyal imleme platformu Pinterest’i gösterebiliriz. Pinterest’in şu andaki başarısında en büyük pay sahibi, yenilikçi fikir ve konsepti dışında, tabi ki Open Graph etkisi.

Trafik konusunda anlattıklarım sanırım bu yeni platformu çözümlemenizde bir nebze olsun yardımcı olmuştur. Peki Open Graph bize daha neler sunabilir?

Daha önce de sözettiğim üzere Open Graph, Facebook’un kişiselleştirme modülü dolayısıyla sadece trafik artırmak için kullanılabilecek bir araç değil. Kısaca bahsetmek gerekirse, bu yeni geliştirme internetteki tüm aksiyonlarından kullanıcı hakkında daha fazla bilgi almaya çalışıyor ve böylelikle ne tarz yönelimleri olan, nelerle ilgilenen biri olduğunuzu çözümleme yoluna gidiyor. Ayrıca buna yönelik topladığı verilerle kullanılan interneti özelleştiriyor yani kullanıcının dinlediği müzik tarzına göre Last FM’de öneriler sunup, Yemek Sepeti’nde en çok tercih edilen veya edilebilecek restoran ve yemekleri gösteriyor. Bu sayede kullanıcı internette gezerken sadece Facebook connect sayesinde kendi ilgi alanlarına yönelik reklam, öneri ve haberlere ulaşabiliyor, boşa zaman harcamıyor ve aranılan konulara neredeyse daha aramaya başlamadan ulaşıyor. En önemli noktalardan biri de tüm bu kullanıcı verileri Facebook’ta depolandığı için Facebook biz kullanıcılar için vazgeçilmezliğini sürdürmeye devam ediyor.

Sonuç olarak her gün karşımıza çıkan gelişmeler bizi bir noktada birleştiriyor: kişiselleştirme. Tüm geliştirmeler kullanıcı deneyimlerini daha özel, daha kişisel kılma üzerine kurulu. Open Graph gibi platformlar hayatımızı daha kolaylaştırıp tam da bize göre olan içeriğe ulaşmamızı sağlamayı vaad ediyor. Bu sayede en optimize edilmiş yönlendirmeler çok daha fazla insana ulaşabilecek ve daha sağlıklı kullanıcı deneyimleri gerçekleşebilecek. Günden güne kişiselleşen dijital dünyada durumunuzu ‘’çok acıktım’’ şeklinde güncellediğinizde en yakınınızdaki restoranın sizin yemek zevkinize yönelik reklamının size görüneceği günler de artık çok yakın. Siz ne dersiniz?

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail
Can Besen Yazar

4 Comments

  1. Muzaffer
    24/04/2012

    Pinterst’le iş yapıyor olabilirsiniz ancak her yazınızda ‘pinterest’ten bahsetmeniz çok bayağı ve bizde spam algısı uyandırıyor. Yani sonraki yazılarınızı, pintersti tanıtmak için yazdığınızı düşünüp, okumayabiliriz.

  2. 30/05/2012

    ‘PİNTEREST ŞAKŞAKÇILIĞI’ ELEŞTİRİSİNE NASIL BAKTIĞINIZI MERAK EDİYORUM HOCAM.

  3. 02/06/2012

    Pinterest şu aralar popüler olduğu kadar değer kazanan bir mecra oldu arkadaşlar. Bu blogda bizim amaçladığımız şey herhangi bir şeyi tanıtmak ve üzerinden para kazanmak değil. Tam aksine sıkça duyduğunuz sosyal medya bileşenlerinin farklı yönlerini ortaya koymaktır. Eleştirilerinizi saygıyla karşılarız. Algınızın bu yönde olması Sosyal Kene ile ilgili midir, onu bir sorgulamak lazım.

    Sosyal Kene bir perspektiftir. Bir analizdir. Mesleki formasyonumuzun ve ticari pratiklerimizin bir ürünüdür. Ne daha azı ne de daha fazlasıdır. Bir kaynak olarak kullanmak istediğiniz müddetçe kullanımınıza açıktır.

    Bize göre gerçekler, yorumladığımız biçimdedir. Kullandığımız sözcüklerin ötesinde bir şey değildir. Ancak sizlerin kişisel yorumu kendinize aittir. Bizim çizgimiz bu doğrultudadır. Çünkü bize göre gerçeğe ulaşmanın kestirme bir yolu yoktur.

    Bu mecrayı bizimle paylaştığınız için hepinize teşekkür ederiz.

  4. levent
    23/01/2013

    Pinterest eleştirisi çok saçma, asıl ben okuduğumda izlesene.com reklamı gibi algılayabilirdim; ama izlesene.com’u facebook faaliyetleri nedeniyle hâlâ spam site olarak algılıyorum, yani trafikleri artmış olabilir; lakin o sitenin kalite kavramı kafamda “0”, hatta spam mail atanlardan farkı yok benim için, muhtemelen Muzaffer de izlesene.com ‘un bir şekilde bir yerinden ki, intikamvari saçma bir yorum yapmış..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir