Hiçbirşey Olmazsam Sosyal Medya Uzmanı Olurum!!!

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

Sosyal Medya Uzmanlığı ülkemizde son zamanlarda gittikçe popülerleşen bir iş olmaya başladı. İş ilanları arasında gün geçtikçe kendine daha fazla yer bulan bir meslek dalından bahsediyoruz.  Sonunda geçtiğimiz günlerde  Türkiye İş Kurumu’nun “Meslekler Sözlüğü”nde de yer alan bu iş alanı sözlükte şöyle tanımlanıyor: “Sosyal medya ağlarında marka ve firma ya da şahıs hakkında konuşmaları takip eden ve sosyal ağlarda firma ve marka hakkında neler yazıldığını takip ederek buna uygun iletişim stratejisi belirleyen ve uygulayan kişi”. Artık bu tanımdan mıdır, yoksa herkesin bir şekilde sosyal paylaşım ağlarının içerisinde yer almasından mıdır, bu meslek dalı ile ilgili bence ortada ciddi bir yanılgı var. Anladığım kadarıyla özellikle gençler kendilerinin bir sosyal paylaşım ağında hesaplarının olmasından yola çıkarak ve bu hesapları bir şekilde idare edebildiklerini düşünerek hele bir de buralarda yazdıkları çizdikleri normalden biraz fazla ilgi çekiyorsa kendilerini zaten bu iş kolunda rahat çalışabilecek durumda görüyorlar. Son zamanlarda dijital ajanslarda fazlasıyla zaman geçirdiğim ve burada birçok kez bu alandaki iş görüşmelerine şahit olduğum için bu konuda çalışmak isteyenlerin çoğunun bu konuda az bilgiye sahip olduğunu ve bilinçsizce buralara yönlendirildiklerini söyleyebilirim. Bu konuda diğer ilgimi çeken nokta da, bu işte çalışmak isteyenlerin üniversitelerin çok farklı bölümlerinden mezun olmuş olmaları: işletme, sosyoloji, grafik tasarım, seramik, çeşitli mühendislik alanları, psikoloji, resim, iletişim bunlardan benim rastladığım bazıları. Alana ilginin bir hayli fazla olması bu konuda son zamanlarda sıkça ilanlarını gördüğümüz  Sosyal Medya Uzmanlığı sertifika programlarından da anlaşılmakta.

Başlarda, Sosyal Medya Uzmanı adı altında piyasada rastladığımız kişiler genelde kendi kişisel hesapları fazla insan tarafından takip edilen kişilerdi. Markalar ve dijital ajanslar kendi hesapları ile geniş kitlelere ulaşan kişilerin aynısını onlar için de yapabileceklerini düşünmüşlerdi. Kısa zamanda aslında bunun çok doğru bir düşünce olmadığı ortaya çıktı, çünkü kendi özel hesaplarında kişilerin o kadar popüler olma nedeni özellikle paylaştıkları videolar, yaptıkları espriler,  koydukları resimlerken aynı şeyi bir marka için yapmak, itibar yönetimi, kurumsal iletişim ve özellikle pazarlama bilgisi gerektiren aktiviteler olduğundan bu popüler isimler yetersiz kaldı. Gerçekten de sosyal medya uzmanı olmak için gerekli temel özellikler var ve bunlara haiz olmadan bu işlere soyunmak biraz abesle iştigal. Günümüzde gitmeyen kampanyaların, başarısız iletişimlerin, dönmeyen yatırımların, markaların sosyal paylaşım ağlarını kurallarla ilgili bilgi eksikliğinden tehlikeye atmanın altında biraz da bilinçsizce açılan dijital ajanslar ve bu konuda eğitilmemiş çalışanlar geliyor.

Evet, sosyal paylaşım ağlarından haberdar olmak ve iyi bir kullanıcısı olmak en temel ve bu işi yapmak için gerekli özelliklerden biri. Bu anlamda  eğitimci ve yazar Marc Prensky’nin deyimiyle “dijital yerli” olmak aslında büyük avantaj o yüzden de ajanslarda ve serbest (free lance) çalışanlar arasında gençlerin olması çok doğal. Bu meslek onların mesleği. Öncelikle bunu kabul etmek gerekiyor, işte bu noktadan sonra bu dijital yerliler arasındaki farklılaşmanın nasıl olacağını tartışmak gerekiyor. Bu teknolojinin içine doğmak dediğimiz gibi avantaj, ama iş orada bitmiyor uzman olmak demek bir yandan da teknolojileri takip etmek ve sürekli yenilikçi olmak kendini sürekli geliştirmek demek. Kriz iletişiminden, yatırımların dönüşü (ROI) ile ilgili detaylardan, ölçümleme araçları ve tekniklerinden , sosyal medya kampanyalarını yaratmak ve yürütmek için gerekli bilgilerden, sosyal paylaşım ağlarında özellikle pazarlama alanında markaları kısıtlayan çeşitli kurallardan haberdar olmak demek. Özetle, şu anda gazetelerde veya çeşitli internet sitelerinde gördüğümüz 10 adımda sosyal medya uzmanı olun gibi haberlere fazla itibar etmemek gerekiyor.

Buraya kadar bu işi yapanların tarafından bakmaya çalıştık. Peki şirketler tarafına dönersek nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz. Bu konuda da maalasef çok güzel bir tabloyla karşı karşıya değiliz. Şirket ve özelde pazarlama departmanı yöneticileri sosyal medyadan ve dijital mecradan haberdarlar ve orada olmanın gerekliliğini bir şekilde biliyorlar. Ancak genelde “dijital göçmen” olmalarından mı, yoksa hala bu mecranın bazen haklı olarak yarattığı güvensizlik ortamından mı, bu alana yatırım konusunda tedirginler. Ayrıca ayırdıkları büyük reklam bütçeleri içerisinde her sene artırmalarına rağmen dijitali hala eski alışkanlıklardan kaynaklanan bazı kaygılarla ihmal ettiklerini söylemek mümkün. Başta bahsettiğimiz  bu alanda hala yetersiz, bilgisiz, yeteneksiz ajans ve”uzman”ların varlığı bu yöneticilere de hak vermek için bir etken, çünkü bu durum aynı işler, kampanyalar, yönetim bedelleri için verilen bütçelerde bazen inanılmaz farklar yaratıyor. Bunu gören yöneticiler de şüpheye düşüyor bazen de bu işleri kendi bünyelerinde çözmeye karar veriyorlar. Görülen o ki, bu denemeler de her zaman başarıyla sonuçlanmıyor, çünkü genelde bir kişinin sorumluluğuna bırakılan bu iş ciddi bir ekibin yapabileceği işe göre çok yetersiz kalıyor. Memlekette “Dijital Ajanslar Odası Sosyal Medya Yönetimi Ücret Tarifesi” gibi sabit bir ücretlendirme olanağı da olmadığı için bu işi bilmeyenlerin pazarlama departmanları yöneticileri gözünde yol açtığı erozyon işi düzgün yapanlara da yansıyor. Bu mecranın haklı olarak yarattığı güvensizlik diye bahsettiğim konuyu da sanırım biraz açmak gerek. Dünyamız artık 0 ve 1’lerin dünyası, bit bit tanımlandığımız, arkada dijital izler bıraktığımız bir dünya. Bu yeni dünyada özellikle sade kullanıcılarla, dijital dünyanın saklı köşelerindeki küçük manipülasyon alanlarını bilen insanlar arasında sayı olarak oldukça büyük fark var. Bu azınlık arasında maalasef bu bilgileri kendi çıkarları için kullanarak bu dünyaya hakim olmayan kişileri aldatma, kandırma, olmayan kişiler ve hesaplarla sosyal medyada yer alma veya kullanıcıların kendi rızaları olmadan çeşitli sayfaları beğendirme ve oralarda hacmi artırma sıklıkla karşılaştığımız hileli yollardan bazıları. Peki ne yapmalı? Aslında cevap o kadar da uzaklarda değil, bu işi hakkıyla yapan, bu konuda kendini yetiştirmiş kadrosuyla dürüstçe çalışan, markayla özdeşleşen, dijital dünyanın tüm grift mekanlarını bilen ve markalara stratejik olarak da danışmanlık yapabilecek ve uygulamada da yardım edebilecek  dijital ajansları arayıp bulmak çok da zor olmasa gerek.  Zaten işini çok iyi yapan yaratıcı ve özenle yapılmış kampanyalar hemen kendini belli ediyor ve ses getiriyor. Dikkat edilirse bu tarz başarılı kampanyalarda muhakkak markanın dijital mecraya güvenli yöneticilerinin de etkisi oluyor.

Son olarak, bir İletişim Fakültesi öğretim üyesi olmam hasebiyle iletişimcilere de söylemek istediğim birkaç şey var. Aslında bu meslek dalı onlar için biçilmiş kaftan. Onların gazetecilik, halkla ilişkiler ve reklamcılık alanında aldığı dersler bu meslek dalının icrası için çok yararlı olabilecek dersler, ancak yeterli değil. Özellikle bu bölümlerde acilen dijital kampanya tasarımı, sosyal medyada içerik yönetimi, dijital ölçümleme teknikleri vb. derslerle burada okuyan öğrencileri bu meslek dalına yönlendirmek gerekiyor. Kendi adıma fakültemde “Sosyal Medyada İçerik Yönetimi ve Dijital Ölçümleme” diye bir ders önerisinde bulundum ve önümüzdeki sene için seçmeli olarak programa girdi. Bu tarz derslerin iletişim fakültelerinde fazlalaşması mezun olan öğrencilere yeni kapılar açabilmesi ve özellikle sosyal puanı ile öğrenci alan bu fakültelerden çıkan öğrencileri küçük teknik bilgilerle donatarak bu yeni alanlarda çalışmalarını sağlayacaktır. Küçük farklılıkların ve detayların büyük avantajlar sağladığı günümüzde İletişim Fakülteleri’nin çağa ayak uydurmasının anahtarlarından birinin de bu olduğunu düşünüyorum.

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.