Facebook’a Kim Reklam Verir ki?

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Yıllar önce facebook’u eski arkadaşlarını bulmaya ve onlarla yeniden iletişime geçmeye yarayan bir ortam olarak düşünen sade bir facebook kullanıcısı iken facebook reklamlarının etkinliğinden bahseden bir arkadaşıma belki kişisel tarihimin en yanlış sorularından birini  başlıktaki soruyla ifade etmiştim. Yıllar içinde yapılan çeşitli kampanyaların tasarlama, uygulama, ölçümleme ve raporlama aşamalarında yer alınca  bu sorunun ne kadar kifayetsiz olduğunu çok iyi anladım. Bu reklamlara tıklayan , bu reklamlar vasıtasıyla sayfaları beğenen çok ciddi bir kitle olduğu her yeni aktivitede karşıma çıktı. Tıpkı benim gibi markalar ve onları yöneten insanlar da sosyal medya konusunda gün geçtikçe daha bilinçli hale geliyorlar. Pazarlama müdürleri, şirket sahipleri, en başta beni beğenen kaç kişi var sorusunun cevabını kendileri için tatminkar bir cevap olarak görürler ve sayfa beğendirmeye odaklanırken bugün ölçümleme sonuçlarında ortaya çıkan çeşitlilik ve farklı parametrelerin incelenebilme imkanı, aynı sorunun cevabının ne kadar anlamsız ve güdük olduğunu ortaya çıkarıyor. Müşterilerinin ilgisini ve merakını çekmek için fazlasıyla istekli olan marka yöneticileri sosyal medyada daha fazla yer alabilmek markalarını tanıtabilmek amacıyla ne yapabileceklerini düşünürken facebook’da çeşitli sosyal paylaşım ağlarında yapılan reklamları da önemli bir yatırım olarak görüyorlar. Bunu yaparken de kafalarındaki tek soru acaba bu reklamlar  sosyal katılıma (engagement) nasıl bir etki eder, bu reklamlar nasıl bir geri dönüş sağlar sorusu. Özellikle dijital göçmen diye nitelendirebileceğimiz, iletişim teknolojileri ile belirli bir yaş sonrası ilişki kuran ancak günümüzde karar veren yönetici pozisyonunda olan kişiler için bu konuda üç temel soru ortaya çıkıyor:

1. Sosyal medyanın dinamiklerini anlamıyorum acaba bildiğim mecra olan geleneksel reklamlarla mı devam etmeliyim, ama tüm rakiplerim de sosyal paylaşım ağlarını kullanıyor, ne yapmalıyım?

2. Diğer tüm iş yüküm içerisinde sosyal medyada bütün günümü geçiremem ama gerçekten reklamlar bir katılım sağlıyor mu bundan da tam emin olamıyorum, ne yapmalıyım?

3. Büyük markalardan bu reklamların yeteri kadar etkili olduğu konusunda net bir geri bildirim alamıyorum hatta bazı durumlarda getiriden çok götürüsü olduğunu duyuyorum, ne yapmalıyım?

Bu sorular için tek ve net bir cevap maalasef yok. Tek olası cevap, yapmanız gereken, durum ve koşullara göre değişebilir.

Çeşitli sektörlerde sosyal medyanın kullanımına baktığımızda genelde aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Bir ürünü veya sunduğu hizmeti izleyicilerine veya beğenenlerine sosyal profilleri vasıtasıyla attıkları mesajlarla tanıtmaya çalışan ve bunu zaman zaman sektörün dinamiklerine göre çeşitli kampanyalarla destekleyen markaların oluşturduğu bir yapı.

Aslında temelde sosyal medyayı sihirli ve markalar açısından çekici kılan şey aracısız iletişim imkanı ve hedef kitle ve markanın bire bir yakın temas kurabildiği bir mecra olması. Bir derginin veya gazetenin sayfalarında reklam amaçlı yer alan güzel bir yüz, çekici bir görüntü veya tatile gidilebilecek nefis bir manzaradan çok daha fazlası oluyor markalar sosyal mecrada. Artık müşterinin karşısında neredeyse “dokunabileceği”, sorular sorabileceği ve en önemlisi cevaplar alabileceği, izlediğinde kendine bir katma değer sağlayabilecek, içinde bilgilenme, sevme, güven  gibi farklı duyguları barındıran bir mecra ortaya çıkmış oluyor. İşte tam bu yüzden bu dünyaya adapte olmuş diye nitelendirebileceğimiz markalar özellikle marka sadakati yaratmak yani onlarla diyalog kuran insanlarla ilişkilerini zamana ve sürekliliğe bağlamak adına eğlence faktörünü ön plana çıkararak sosyal medya faaliyetleri için çeşitli farklı uygulamalar yapıyorlar.

Peki daha önce bu dünya nasıl işliyordu? Sosyal medya iş dünyası için bu kadar kabul gören bir değer olmadan önce, bu  dünyada kabul gören ve normal karşılanan tek yönlü iletişim idi yani şu anda hala televizyon ve film dünyasında gördüğümüz yayın modeli (tabi sosyal televizyon modelini bunun dışında tutmak gerekiyor). Alıcı kitlesinin ürünü veya hizmeti alıp tükettiği ve alıcıda yaratılan etkinin, enformasyonun çok kısıtlı geri dönüşlerle elde edildiği zamanlar.

Sosyal deneyimden ve paylaşım  dünyasından önce dünyanın markalardan, onların ürünlerinden, hizmetlerinden haberdar olmasının bir kaynağı da dergiler, gazeteler ve ekleri idi. Gerçek şu ki, eğer iletişim dünyasının eski alışkanlıkları içerisinden gelen  ve sosyal medya içerisinde yer almak için tek bildiği yöntem bu tarz dergilere, gazetelere, daha büyük bütçeler doğrultusunda TV’lere reklam vermek olan bir marka yöneticisinden bahsediyorsak, sosyal medya için de aynı formüle devam etmesi akıllıca olacaktır. Ama şunu asla unutmadan: zaman artık çevrimiçi dünyada etkileşimin maksimumda olduğu zamanlar. Peki, diyelim ki yönetici bu yolu seçti ve bu reklamlara yatırım yaptı,

bu durumda asla kendisine şu rahatlığı vermemeli. Reklamı satın aldık, mesajı verdik hadi hemen geri dönüşlere bakalım. Öncelikle gerçekten reklamlarını çok iyi hedeflemesi, zaman içerisinde gerekli olursa(genelde olur) optimizasyonları yapması ve reklamlarına gerekli tıklamaları alabilmek adına hedeflenen kitle ile iletişim kurarken onlarla aynı dili kullanması gerekebilir. Ayrıca, sosyal medya kullanıcıları sürekli maruz kaldığı genelde ekranlar üzerinde aynı yerde bulunan bu reklamlar karşısında o kadar duyarsızlaşmış ve körleşmiştir ki, “taze”lik faktörünü etkin tutmak adına reklamların zaman zaman yerini değiştirmek ve farklı metinlerle en az 3-4 ayrı reklam hazırlamak da gerekebilir. Bir web sitesi varsa ve site üzerinde Google Analytics ile çeşitli ölçümlemeler yapılıyorsa, muhakkak kullanıcıları o siteye getiren genel kavram ve anahtar kelimelerle de alakalı fikirler mevcuttur. Sosyal reklamlarda da benzer anahtar kelimeleri kullanmak akıllıca olacaktır, aslında yapılması gereken reklamı “sosyal” hale getirmektir, yani reklamları kitlenizden en fazla katılımı almak üzere onlara soru sordurucu, sayfayı beğenmelerini teşvik edici, girdi yaratmaya yönelik kurgulamak gerekmektedir. Eğer bir kere doğru ve kazançlı formülü bulduysanız ondan sonra yapmanız gereken sadece küçük ince ayarlar olacaktır.  Diyelim ki doğru kurguyu buldunuz bu durumda takip edilmesi gereken şey sadece reklamınızın kaç tıklama aldığı mı? Hayır, asla değil. Asıl sorgulanması gereken bu tıklamaların kaç tanesinin müşterileri satışa yönlendirdiği olmalıdır. Müşteri çekmek için yapılan tüm aksiyonlarda temel hedef her zaman satışları artırmak ve doğal sonucu olarak gelirleri büyütmek olacaktır, dolayısıyla gidişatı test etme, izleme ve ince ayar yaparak optimize etme arzu edilen hedeflere ulaşma için temel yapı taşlarıdır.

Online dünyada kurulmak istenen ilişki pasif bir çabadan ibaret olmamalıdır, sosyal deneyim ister pazarlama hareketi isterse bir aktif katılım daveti olsun sürekli dikkat ve takipçilerinizle bir birliktelik kurma çabası gerektirmektedir.

İletişim dünyasının sosyal medya olgusu ile bir dönüşüm yaşadığı günümüzde, iş dünyası da bu değişimin tam ortasında aktif bir aktör olarak yer almaktadır. Bu anlamda bu dünyadan haberdar olmak, kendinizi geliştirmek  diğer markaların yaptıkları hakkında bilgilenmek de çok önemli hale gelmektedir.  Onun için de bu dünyadan haberler veren dünyada Mashable, Techcrunch, Social Media Examiner, Social Media Today, Türkiye’de ise webrazzi, sosyalmedya.co, sosyalmedyaport, bigumigu gibi ilk solukta aklıma gelen  bu tarz çevrimiçi mecraları takip etmek karar vericilere katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak baştaki temel soruya dönersek , işiniz veya markanız için sosyal platformlarda reklam alarak tanıtım yoluna gitmek mi daha akılcı yoksa odağınızı sosyal katılım yaratmaya yarayacak çeşitli aktiviteler planlayıp kaynaklarınızı o yönde kullanmak mı? Biliyorum ki tek ve net bir cevabı olmayan bir soru. İşte o yüzden yorumlar bölümü sizi bekliyor.

 

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

İlk yorumu siz yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir