Dijital Dünya’da Yazdıklarınızın Popülerliği Ölçülebilir mi?

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

Bir ifadenizin veya internette yer alan bir yazının twitter’da ne kadar popüler olabileceğini tahmin edebilir misiniz? Belki siz bunu tahmin edemiyorsunuz ama HP Labs’da çalışan araştırmacılar bunu tahmin edebildiklerini iddia ediyorlar. Bilindiği gibi twitter 140 karakter içerisinde fikrinizi ifade etmenizi sağlayan günümüzün en popüler sosyal paylaşım araçlarından bir tanesi. Laboratuvarın araştırmacıları, belirledikleri 4 kriteri değerlendirerek,  bir tweet’in ne kadar popüler olabileceğini %84 doğruluk oranıyla tahmin etme konusunda başarılı olduklarını ifade ediyorlar. “Sosyal Medya’da Haberlerin Nabzını Tutmak: Popülerlik Tahmini” ismini verdikleri araştırmada, HP Labs. araştırmacıları ağustos ayı içerisinde 9 günde incelenen  40.000 haber üzerinde geliştirdiği istatistiki bir modelle o haberin ne kadar popüler olacağını 4 ana kriterle belirlemeye çalışmakta. Bu kriterler sırasıyla:

1. Haberin kaynağı

2. Haberin kategorisi

3. Haberin objektif mi yoksa daha yanlı ve duygusal bir tutumla ele alındığı

4. Kimin yazdığı?

Ayrıca, araştırmaya göre bir yazıda twitter’in en popüler isimlerini mesela dünya örneğinde Lady Gaga’yı veya Türkiye örneğinde popüler kişilerden birini, mesela Okan Bayülgen’i “mention” ettiğiniz anda o mesajın twitter’da popüler olma şansını da artırmış oluyorsunuz, ancak mesajın tonundaki objektiflik ya da yanlılık hissinin popülariteyi fazla etkilemediği de söyleniyor. HP Labs.’ın araştırması, bir yazıya kaç tweet gelebileceği konusunda yazının kaynağının da bize bazı ipuçları vereceğini savunuyor.

Evet bahsettiğimiz dünya dijital bir mekan, ama insan faktörü hala çok önemli. İçinde insan olan bir ortamda o mecrayı (özellikle özgür diye iddia edilen bir mecrayı) zapt-ı rapt altına almak hem çok zor, diğer yandan da çok yanlış. Her şeyi kontrol etmek isterken hiçbir şeyi kontrol edememek bu dünyanın doğasında olan bir durum. Nitekim etrafta reklam kampanyası yapmak isterken markaya ve itibarına inanılmaz zarar veren birçok örnek dolu. Üniversitede derslerimde olumlu ve iş yapan örnekler olduğu kadar olumsuz ve işleri batıran örneklere de fazlasıyla yer verir olmam da bunun aslında başka bir göstergesi.  Bu da gösteriyor ki aslında bu iş sanıldığı kadar basit değil. Sosyal medya ve araçları hakkındaki ortalıkta olan basit, vasıf gerektirmeyen gerçek bir iş değil algısı, bu olumsuz örnekleri görünce çok da basit bir iş olmadığı konusunda bize birçok ipucu veriyor. Konunun bir marka algısını ve itibarını yöneterek, eğer olabilirse, bunu satışa yönlendirmek olduğu düşünülürse, bunu konu hakkında bilgisi kendi kişisel hesaplarını yönetme olan insanların başarabilmesi ne kadar kolay, bunu da sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Konuyla ilgili benim ilgimi çeken husus ise şu, geçen gün bir futbol programında izlediğim eski bir defans oyuncusu şöyle bir yorum yaptı. “… Bizim kalemize yapılan ataklarda çok iyi yer tutabiliyordum ve muhakkak top bana geliyordu ve topu uzaklaştırıyordum. Sezgilerim bize karşı yapılan ataklarda nerede durmam gerektiğini söylüyordu, çünkü küçüklüğümden beri defans oynuyordum ve defansif içgüdülerim vardı. Ancak aynı ben, bizim takım ataktayken özellikle duran toplarda gol atmak için ileriye gittiğimde o topların hiçbiri bana gelmiyordu, aksi gibi ben nereye gitsem hücümda top bizim golcünün olduğu yere gidiyordu, ben ön direkteysem top arka direğe, arkadaysam ön direğe ortalanıyordu, çünkü golcü sezgilerim hiç yoktu.” diyordu. Bu örneği niye mi verdim, çünkü dijital dünyada buna benzer bir gözlemim var: özellikle gençlerin bu dünyadaki gelişmelere ve neyin popüler olabileceğine ve ilgi toplayabileceğine dair sezgisel bir yatkınlıkları mevcut. Dijital dünyanın içine doğan bu kuşağın içgüdüsel hareketleri  ile iş dünyasında daha deneyimli kişilerin stratejik bazı kararları ve uygulamaları birleştiği zaman ortaya olumlu ve başarılı tablolar çıkıyor. Bu bağlamda, kullanıcıları harekete geçirecek aksiyonları tahmin etmek her ne kadar çok kolay olmasa da önemli bir meziyet ve iş kolu olarak karşımıza çıkıyor. Konuyu benim de içimi kemiren ve gelecekteki gazetecilik ile alakalı bir soruyla bağlayayım. HP Labs.’ın yaptığı araştırmada adı geçen haberlerin popüler olması 140 karaktere sığdırılmaya çalışılan gazeteciliğin doğasıyla bir noktada çakışmayacak mı? Yoksa artık gazetecilik dediğimiz olgu haberlerin bir şekilde kısa spotlar şeklinde paylaşıldığı derinlemesine haber almak için gazetelere başvuracağımız bir yapıya mı kavuşacak? Siz ne dersiniz?

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.