#boykotbiletix : Markalar gerçekten de arkadaş olmak istiyorlar mı?

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Daha bugün aramızda “Sosyal medyada sansür olmalı mı, olmamalı mı?” diye konuşurken akşam üstü sosyal medya “Biletix Boykot”u ile çalkalandı: #boykotbiletix

Özet severler için olayın perde arkası şudur: Grup Yorum bir konser verecek. Biletix biletlerini satmak konusunda tereddütte. Bunu da bir basın açıklaması ile duyurdular:

Kamuoyunun Dikkatine,

Düzenlenmesi planlanan Grup Yorum konseri biletlerinin tarafımızca satışının engellendiğini içeren haberler ve sosyal medyada bu yönde başlatılan boykot kampanyasını üzülerek takip etmekteyiz.

Grup Yorum konser biletlerinin satışına ambargo koyduğumuza yönelik açıklama ve yorumlar, hiç bir doğruluk payı içermemektedir. 9 Şubat 2012 tarihinde firmamıza gelen bu satış talebini değerlendirmeye alarak, konuyla ilgili çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız.

Konunun hassasiyeti göz önünde bulundurularak, basına da yansımış olan yargı kararının içeriğinin anlaşılması ve şirketimizin faaliyetlerine olan etkisini netleştirmek amacıyla, başvurumuza paralel olarak firmamız avukatları çalışmalarına başlamışlardır. Satışın önünde hukuki bir engel olup olmadığının netleşmesinin ardından, her ticari işletme gibi organizasyon ile ilgili son kararımızı alarak uygulamaya koyacağız.

Konuyla ilgili gelişmeleri, internet sitemiz www.biletix.com üzerinden takip edebilirsiniz.

Anlayış ve hassasiyetiniz için teşekkür ederiz.
Saygılarımızla
(https://www.facebook.com/Biletix/posts/329307633779329)

Peki Biletix neden böyle bir tereddüt yaşıyor. Onun da cevabı burada: http://haber.gazetevatan.com/Haber/428438/1/Gundem

Bu açıklama üzerine Facebook sayfaları tepkilerle doldu, Twitter’da tepki tipinden daha sert ve hızlı aktı.

Perde arkası konusunda söylenecek pek çok şey var. Biletix bir ticari işletme bir tüzel kişi. Bu bağlamda amacı belli. Diğer tarafta ortada bir güç gösterisi var. Hatta bir otosansür… Hani neresinden tutsanız elinizde kalır cinste. Rakı sofrasına bu konu ile girseniz memleketi kurtarmaya kadar gidemezsiniz bile. O denli dolu… da ben dikkati bu konu üzerinden başka bir yere çekmek istiyorum: Sosyal medyadaki tepki olgusu

Toplumun bir kesiminin dikkatini çeken ve tepkisine sebebiyet veren bu ve benzeri olayların sosyal medyadaki yansıması gerçekten de oldukça enteresan oluyor. Her cinsten tepki var. Özneyi koruyanlar, taşlayanlar, arayı bulmaya çalışanlar… Tam bir cümbüş! Ama nefret kusan cinsten paylaşımlar özellikle dikkatimi çekiyor. Sosyal medya linçi gerçekten kaçırmıyor. Fırsatını bulduğunda hemen “vuruyor.” Hiç ama hiç acımıyor. Gerçekten de…

 

Peki bunun arkasında nasıl bir motivasyon olabilir?

Açıkçası bu sosyo-psikolojik bir konu. İsabetli bir değerlendirme yapmak çok ama çok güç. Ancak nefret üzerine olan söylemler konusunda Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun (@yasemininceoglu) son dönem çalışmalarına bakmakta fayda olabilir.

Realiteye dönecek olursak…

Sosyal medyadaki toplulukların, reel topluluklardan çeşitli farklılıklar gösterdiklerini açıkça görebiliyoruz. Tepkisini sokağa taşımakta güçlük çeken pek çok insan sosyal medyada, kitlenin ön sıralarında yer alabiliyor. Sokakta kimlik sıkıntısı çeken kişiler bu mecrada yeni bir kimlikle fikirsel özgürlüklerini yaşayabiliyorlar. Sokakta kendini güvende hissetmeyen bedenler, bilgisayarlarının, akıllı telefonlarının, tabletlerinin arkasında kendini daha güvende hissedebiliyorlar.

Ve bunda kötü bir şey yok… Kendimizi ne kadar güvende hissedersek o kadar rahat konuşabiliriz ve kendimizi o kadar rahat ifade edebiliriz… mi?

Lafı daha fazla dolaştırmayacağım. Arayüzlerin arkasında kendini güvende hisseden kullanıcıların bilmesinde yarar var: Sokakta daha güvendesiniz!

Dijital dünyada güvenlik konusunda çalışma yapan ve konuya derinlemesine vakıf olanlar bilirler ki “Bir kere dijitalleştiğinde bir daha asla güvende olamazsın. Kim olursan ol, nerede olursan ol!” Bu temel ilkeyi asla unutmamak lazım. Bilgisayar başında, sokakta olduğunuzdan daha serin kanlı olabilirsiniz ama bu sizin daha güvenli bir ortamda olduğunuz anlamına gelmemektedir.

Biletix olayına bu bağlamda geri dönecek olursak…

Biletix, dijital dünyada gerçek kişiler kadar anonim olabilecek bir kimliğe sahip değil. Zaten öyle olmak da istemiyor. Tıpkı diğer markalar gibi bu mecra üzerinden kişilere ulaşıp onlarla iletişim kurmak istiyor. Hayatlara katma değer katma karşılığında hizmetlerini satmak istiyor. Günümüzün iş modellerinin en popüler olanlarından birisi de budur. Biletix sizi haberdar eder ve karşılığında size bilet satmak ister. Son derece basit bir mekanik…

Oysa kullanıcılar sanal ile reel arasında gidip geliyorlar. Biletix, reelde elle tutulur bir nesne değilken, sanalda herkesin arkadaşı. Dolayısıyla sosyal medyanın sopası olan kelimelerle, paylaşımlarla dayak yedikçe yiyor. Eminim ki Biletix bugün bir kere daha “Acaba biz kullanıcılarla arkadaş olmak istiyor muyuz?” diye kendine sormuştur. Ne diyelim? Arkadaşlık böyle bir şey işte. Arada bir kavga gürültü de kopuyor. Sonra herkes kendisine çeki düzen veriyor. Bazen ilişkiler kopuyor ama nihayetinde hayat devam ediyor.

Konuyu toparlamak istiyorum ama sorularla… Bu akşam ki Biletix olayıyla birlikte içimize dönelim ve soralım. Biletix gerçekten de egemen gücün ideolojik aygıtlarından birisi mi yoksa sadece bir ticari işletme mi? Bir insan topluluğuna baskı aracı olarak mı kullanılıyor yoksa ticari olarak zarar göreceği bir işten mi kaçınıyor?

Verdiğimiz tepki Biletix’e mi? Yoksa egemen güce mi? Peki o egemen güç günün birisinde sosyal medyadan verdiğimiz tepkileri de hapis ile ödüllendirmeyi yasallaştırırsa (!) o zaman yine aynı tepkileri veriyor olacak mıyız?

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Düşünür, taşınır, koşturur, uyumayı sevmez...

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir