Bloglarla Gizli Yeteneğinizi Ortaya Çıkarın…

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

“Yetenekleri gizlemeyin, yetenekler kullanılmak içindir. Bir güneş saati gölgede ne işe yarar?”

B. Franklin

Günümüzde, özellikle ülkemizde, gerçekten istediğiniz, arzu ettiğiniz mesleğe sahip olmak çok zor hatta tesadüfi bir durum. Türkiye’deki üniversiteye giriş sistemi istediğiniz fakültenin ilgili bölümüne girmek yerine, tutturabildiğin, puanının yettiği bölüme girmek üzerine kurulu. Şu anda gündemde olan eğitim sistemi ile ilgili değişimlerde, bu kadar yoğun nüfusu olan bir ülkede bu tarz sorunları çözmekten uzak gözüküyor. Bir diğer yandan ülkemizde son dönemde her ilde açılan üniversiteler politik olarak önemli bir icraat malzemesi olsa da bazılarının tabela üniversitesi olmaktan öteye gidememesi ve gerçekten konusunda yetkin akademik personelden yoksun olması bu manada da daha kat edilmesi gereken epey yol olduğunun göstergesi. Genelde sosyal medya ve teknoloji ağırlıklı yazdığımız bu blogda, belki de nereden çıktı bu eğitim sistemiyle alakalı yazı diyebilirsiniz. Aslında benim de gelmek istediğim konu bu eğitim sisteminin eskisi kadar mezunları sınırlayamayacağı ve blogger olmanın bunun önünde yeni bir kapı açabileceği gerçeği. Blogger’lık ve bloglar hakkında gerek yönettiğim tezler gerekse yazdığım birkaç yazı var. Bir tanesini sosyalkene.com’un yayın bölümünde de bulabilirsiniz. 4 senedir Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Internet Gazeteciliği dersi içerisinde öğrencilerime final projesi olarak bir blog oluşturmayı da öğretiyorum. Peki başta bahsettiğim, istediği alanda eğitim alamayan öğrencinin blog konusu ile nasıl bir ilişkisi olabilir?

Blog kültürü dünyada Tükiye’dekinin aksine çok önemsenen bir kültür. Blog yazmanın bazı kuralları var ve bunu iyi yapan insanlar ön plana çıkmaya başlıyorlar. Gerçekten anlatacak bir hikayeniz varsa ve bunu iyi anlatabileceğinizi düşünüyorsanız en ideal iletişim kanallarından bir tanesi bloglar. Kurumsal veya yöneticilere ait olanlardan değil, hepimizin kendi ilgi alanlarını ön plana çıkarabileceğimiz  kişisel günlüklerin yerini alan bloglardan bahsediyorum.  Geleneksel mecraları bir aklımıza getirelim. Önce bir şekilde adınızı duyuruyor olmanız gerekiyor, sonra bir kitabınız veya periyodik olarak yazdığınız bir köşeniz olması, sonrasında insanların sizi tanıyıp sevmeleri, bu benimseme sonrası ise diğer popüler mecralar olan TV, sinema gibi alanlarda boy göstermeniz ve tanınmış bir yıldız olmanızla devam eden çok zorlu, tesadüfi ve yüzde olarak düşük bir ihtimalden bahsediyorum. Halbuki dijital ortam, teknoloji, sosyal paylaşım ağları, bize yepyeni olanaklar ve eskiye göre daha hızlı bir tanınma ve sesimizi duyurma şansı veriyor. Internete koyduğu video ile okulunun yurdunda “hayalet sevgilim”isimli bir şarkı söyleyen İrem veya okul sıralarında, unuttuğumuz “doktor” şarkısını yeniden gündeme getiren  Sefa Topsakal gibi isimlerden bahsediyorum aslında. Bugün myspace gibi bir ortama şarkılarını yükleyip ünlü olmayı bekleyen binlerce genç olması da bunun bir başka kanıtı. Geçtiğimiz yıllarda DMC firmasının genel müdürü ile yapılan röportajda, kendisinin, bütün zamanını  yeni yetenek ararken youtube veya myspace gibi paylaşım ağlarında geçirdiğini  söylediğini çok iyi hatırlıyorum. Bunun yanısıra, bloglar insanların kariyerinde bambaşka yönelimlere  yol açabiliyor. Pucca ismiyle ünlenen Selen Işık benim en sevdiğim örneklerden. Bir değil iki kitap sahibi, haftasonları milliyet gazetesi Pazar ekinde köşesi olan bir blogger’dan bahsediyorum. En başta yaptığı şey sadece ve sadece eski sevgilisi ile ilgili düşündüklerini tüm samimiyetiyle (hatta bazen fazla samimi) içinden geldiği gibi yazmak. Okuyan Us yayınevi Dizüstü Edebiyatı serisi ile bu bloggerların önde gelenlerinin çoğunu bir kitap sahibi yaptı bile. Bence bu dönüşümü iyi analiz etmek gerekiyor, çünkü süreç tersine dönmüş durumda. Önce internette yazıyorsunuz ve aslında eşit bir rekabet içerisindesiniz. Bu mecrada ünlü olup daha sonra kitap yazıyorsunuz sonra gazetede köşeniz oluyor. Aynı yolu tersten yürümek gibi. Teknolojik değişim ve dönüşümler artık önümüze yeni olanaklar getiriyor. Bir üniversitenin herhangi bir fakültesinde okuyup gerçekte çok iyi yaptığınıza inandığınız başka uzmanlık alanları isteyen meslekleri, hayatta zevk aldığınız anları, aslında hep yapmak istediklerinizi yapmamanız  üstüne bir de para kazanmamanız için hiçbir neden yok artık. Sporla mı ilgileniyorsunuz, aranıp sorulan fikirleri merak edilen hatta sonrasında gazetelerde köşe yazarı olan bir blogger olmak hiç de zor değil. Bir sürü de örneği var, Borgesblog’un sahibi Almanya Bundesliga deyince akla ilk gelen isim daha sonra radyo yorumcusu ve Birgün gazetesi  yazarı Orhan Uluca gibi. Diyelim ki mühendislik fakültesinde okudunuz, endüstri mühendisisiniz ama modaya karşı müthiş bir ilginiz var, hatta yazdığınız blog sayesinde  Milano Fashion week’e davet ediliyorsunuz, orada Dolce&Gabbana’nın özel locasında Inter ve Milan arasındaki karşılaşmayı Stefano ve Gabbana ile beraber izliyorsunuz. Çok mu ütopik geldi, inanın koraycaner.com adlı blogu izleyenler ve bilenler bunun gerçek olduğunu çok iyi biliyor. Koray Caner Öztürk Milano’da söylediğimiz şekilde ağırlanırken Londra’da Burberry’s tasarımcılarıyla yemeğe gidip çeşitli toplantılar yapabiliyor. Diplomasında endüstri mühendisi yazması en iyi yapabildiğini düşündüğü ve yaptığını da kanıtladığı meslekten ne kadar uzak değil mi?

Geçen haftalarda Okan Bayülgen Muhabbet Kralı programında kadın bloggerları ağırladı. Kimisinin yemek blogu, kimisinin gezi kimisinin de moda blogları vardı. Orada yapılan konuşmalarda en dikkat çekici olan hepsinin uzun süre yaptıkları meslek diye tanımlayabileceğimiz işlerini bırakarak, gerçekten yapmak istediklerini yapmaya yönelmeleri ve bundan çok memnun olmaları ve okudukları meslek dallarına dönmeyi düşünmedikleri gerçeği idi. Bir diğer önemli ayrıntı da bloggerların hepsinin mali açıdan fazlasıyla tatmin olmalarıydı. Devletşah Özcan, Ferhan Talip, Hazal Yılmaz gibi isimler kendi isimleri ile değil ama sanal dünyada bloglarının isimleriyle fazlasıyla bilinen bloggerlar olarak ön plana çıkmışlardı.

Aslında tüm bu insanların bloglarıyla ilgili bazı ortak özellikleri var. İşledikleri, yakın oldukları konulara tutkulu bir yaklaşımları var, sorumluluk duygusu içinde davranıyorlar, sabırlılar, konsantrasyonları üst seviyede ve tutarlı davranıyorlar. Bir başka önemli özellik ise sürekliler. Belirli periyotlarda hiç aksatmadan bloglarına yazı giriyorlar. Aslında başarılı bloggerların özelliklerini sayarken bir yandan da başarılı blogger nasıl olunur sorusunun da yanıtını ucundan verdim galiba. Bununla ilgili tavsiye edebileceğim Hollywood yapımı bir film de var,  2012 yılının Oscar’lı oyuncusu Meryl Streep’in 2009 yılında oynadığı Julie&Julia adlı gerçek hayattan alınma bir hikayenin konu edildiği filmde çağrı merkezinde çalışan  bir  kadının bir blog açarak orada yemek tarifleri vermesi ve Amerika’nın en ünlü simalarından biri olması konu ediliyor. Artık filmlere de konu olan blogger’lık kavramı aslında ticari açıdan bakıldığında da Türkiye’de olmasa bile dünyada, özellikle A.B.D’de bu sayede bilinirliğini artıran markalar ve milyonlar kazanan blog sahipleriyle çok önemli bir duruma gelmiş durumda. Gazetecilik ve habercilik açısından da bakıldığında bloglarla ilgili söylenecek çok söz var. Bunu başka bir yazıya bırakacağım ama bu konuda özellikle Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin sevilen hocası Doç. Dr. Aslı Tunç’un bir gazeteci olan Zeynep Atikkan ile beraber yazdığı 2011 yılında yayınlanan “Blog’dan al Haberi” adlı kitabı hararetle tavsiye ediyorum.

Sonuçta kariyerinize yön verme yolunda gerçekten zevk aldığınız işin, belki de hobinizin, sizi hem manevi hem de maddi açıdan tatmin konusunda önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorsanız yapabileceğiniz en akıllı hareket belki de eğlenirken öğretmek ve paylaşmak. Çağın en önemli kavramlarından biri olan Yeni İletişim Ortamları üzerinden paylaşım ve etkileşim burada da önümüze yeni olanaklar  ve kolaylıklar çıkarıyor. İlk başta vurguladığımız Benjamin Franklin’in sözünde olduğu gibi yeteneklerinizi ortaya çıkarabilecek bu fırsatı gözardı etmeyin ve söyleyeceklerinizi kolayca insanlara yayma şansınız varken bunu değerlendirin.

 

FacebooktwitterpinterestlinkedinmailFacebooktwitterpinterestlinkedinmail

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.