Biz inşaat yapmaya devam edelim! Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi geleceğin anahtarı…

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Bundan yaklaşık bir ay kadar önce yaptığımız araştırma sırasında “MIT Technology Review”den bir yazı elime geçti. Yazıda SAP’nin önde gelen yöneticilerinin ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi ile ilgili fikirleri vardı. Açıkcası benim de epey ilgimi çekti. Bu yazıda, “Ağ bağlantılı Enformasyon Ekonomisi” olarak geçen “Networked Economy” den ve bu konudaki ileriye yönelik öngörülerden bahsetmek istiyorum.
Öncelikle yazının bundan sonrasını okuyacaklara iki uyarım olacak. Ekonomi hatta teknoloji tabanlı ekonomi ile ilgilenmiyorsanız yazının bu noktadan sonrası ilginizi çekmeyebilir; ancak yazının tümünü okuyacaklar da lütfen yaklaşık 14-15 yıldır dünyadaki ekonomik iklim gayet ılımlıyken, ekonomisini üretim tabanlı bir zemin yerine inşaat gibi eninde sonunda bir çıkmaza girecek sektöre bağlayan Türkiye’nin bu tablonun neresinde olduğunu düşünsünler.

Öncelikle, Ağ Ekonomisi ile Ağ Bağlantılı Enformasyon Ekonomisi arasında bir fark var mı, ne ifade ediyorlar gibi soruları yanıtlamak lazım sanırım. Network Economy – Ağ Ekonomisi kesinlikle daha kapsayıcı, üst bir kavram. Bununla ilgili Manuell Castells’den beri birçok farklı yazara, kitaba, makaleye ulaşmak mümkün, ancak bu iki kavram arasındaki en güzel ayrımı Harvard Üniversitesi’nden Profesör Yochai Benkler’in “The Wealth of Networks: How Social Production Transforms Markets and Freedom.” adlı kitabında bulabiliriz. Benkler, 19. yy. sonu 20. yy. başından itibaren Ağ Ekonomisi’nin etkinlik kazandığını ancak internet sonrası işin çok daha bilgi ve teknoloji tabanlı hâle geldiğini ve bu dönem sonrasında ismin “Networked Economy”e evrildiğini belirtir. Aynı dönemde mega-işletmelerin ortaya çıktığını ve bu işletmelerde üretilen ve tüketilene tamamen yabancılaşan pasif işçiler çalıştığını söyler. Birçok farklı kaynakta da teknoloji tabanlı ağ ekonomisi yeni ekonomik devrim olarak tanımlanır. Hatta önümüzdeki süreçte, işletmeler için eşi görülmemiş fırsatlar sunan ve dünya çapında milyarlarca insanın yaşamını dönüştürecek bir süreç olarak tanımlayanlar da mevcuttur.leftrightbrain1sm

SAP’nin Stratejik Pazarlama’dan sorumlu genel müdür yardımcısı Vivek Bapat, geçtiğimiz birkaç on yılda endüstriyel ekonomiden bilişim ve internet ekonomisine geçişte çok büyük bir büyüme yaşandığını, bunun da ağ ekonomisini benimseyen ülkelerin büyüme ve refah oranlarında olumlu etkilere yol açtığını belirtmiştir. Artık teknolojiye dayalı “Ağ Ekonomisi” dönemidir. Kendisinden önce gelen ekonomilerin yakınsamasıyla oluşan ve hiper bağlantıların kolaylaştırdığı bu yeni alan yenilik için inanılmaz olanaklar sunmaktadır. Bapat’a göre her devrim gibi, Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi de büyümeye devam edecektir (MIT Technology Review Custom, 2014). Bapat, önümüzdeki 10-15 sene içinde dünyadaki Ağ Ekonomisi’nden kaynaklanan brüt hasılatın ikiye katlanacağını iddia etmektedir. Bu da yaklaşık 90 trilyon ABD Doları’nı işaret eden çok ciddi bir meblağdır.

Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi’ni, çok katmanlı, fazlasıyla etkileşimli, sayısallaşma ürünü olan elektronik cihazlar, iş dünyası ve kişiler arasında gerçek zamanlı bağlantılar kuran ve sürekli büyüyen bir ekonomik ortam olarak da tarif etmek mümkündür. Yakın geçmişte, kişilerin ve iş çevrelerinin birbirleriyle ilişki kurma biçiminde ciddi değişiklikler gerçekleşmiştir. Sosyal ağlar, insanların birbirleriyle işbirliğine dayalı çalışma yapması konusunda müthiş bir ivmelenmeye yol açmıştır. Hem kişiler hem de uluslararası firmalar arasında çok daha etkin ve verimli ticaret olanakları ortaya çıkmıştır. Ağa bağlanan cihazlar arttıkça ortaya çıkan durum gittikçe büyüyen bir ekonominin verilerini işaret etmektedir. Amerikan araştırma şirketi Gartner’in 2014 yılında gerçekleştirdiği bir araştırmada 2009 yılında ağa bağlı 900 milyon adet elektronik cihaz olduğu belirtilirken, 2020 yılında bu rakamın 26 milyar cihaza çıkacağı belirtilmiştir. Bu muazzam büyüme, ekonomi tarafında da birçok önemli sonuca yol açacaktır. SAP firmasının Genel Müdür yardımcısı Dinesh Sharma bu durumu şöyle tanımlamaktadır:

“İş yerleri, iş yerlerindeki çalışanlar, iş yapış süreçleri, büyük veri, kısaca her şey çok büyük bir ağın businessiçinde yer almakta, dolayısıyla bu bildiğimiz alıştığımız tüm süreçlerin bambaşka bir hâle gelmesini ifade etmekte.” (MIT Technology Review Custom, 2014).

Bu durumda ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi içerisinde gelişmek için işletmeler veya bu ağ içerisinde yer alan aktörler ne gibi bir yol izlemeliler sorusu ortaya çıkmaktadır. Öncelikle her işletme, müşterilerinin, çalışanlarının ve iş ortaklarının onlardan beklentilerinin mobil olmaları, sosyal olmaları ve sürekli ağa bağlı olmaları olduğunu benimsemelidir; hatta bunu kendileri yapmıyorsa rakiplerinin yapacağı gerçeğini ön görmelidir. Sosyal ağlar, mobil teknolojiler ve bulut bilişim uygulamaları ağa bağlı ekonominin ciddi anlamda büyümesine yol açmaktadır ve iş dünyası için yeni işbirliği ve isteğe bağlı olarak özelleştirme olanakları ortaya çıkarmaktadır (Badillo & Bourgeois, 2003). Günümüzde, işler, kişiler ve cihazlar arasında gerçek zamanlı dijital bağlantılar kurularak yenilikçi, hiç görülmemiş yeni iş ve gelir modelleri ortaya çıkmaktadır. uberBu ağları ve bağlantıları kullanarak yeni iş modelleri hayata geçiren firmalar arasında yerini kiraya vermek isteyenlerle kalacak kiralık bir yer arayanları buluşturan ve misafirlerin ev sahiplerinin yerleri için rezervasyon yapabileceği bir topluluk pazarı olan Airbnb, trafikte diğer kullanıcıların yorumlarını görebilme ve dolaşma gibi özelliklere sahip Google Waze veya lüks özel araç temini için kullanılan Über gibi uygulamalar sayılabilir.

Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi sayesinde, tüketici ve üretici ağları arasında iki tarafın da bundan yararlanması gereken bir yakınsama ortaya çıkmaktadır. Geleneksel ekonomik düzen içerisinde birbirinden ayrı duran bu iki tarafın arasındaki sınırlar artık kalkmaktadır. Buna da bir örnek vermek gerekirse, eBay gibi bir platform sayesinde üretici de eğer isterse hiçbir ara katman kullanmadan nihai tüketiciyle buluşabileceği bir mecraya kavuşmuştur. B2B iş yapan firmalar bu ve benzeri platformlar vasıtasıyla yepyeni olanaklara kavuşmuşlardır. Bu durumda mevcut seçeneklerin sayısını artırmanın yanı sıra verimlilik daha da önemlisi karlılık oranını artırmak için de yeni olanaklar ortaya çıkmıştır (Kelly, 1998, s. 143).

Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisini oluşturan paydaşların er ya da geç barındırması gereken özellikleri müşteri sadakatini kazanmak, açık yeniliğe fırsat vermek ve kaynak optimizasyonunu artırmak olarak sıralanabilir.

Yeni ekonomi hâlihazırda işletmelere daha iyi ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri sağlayabilmek için müthiş veriler sağlamaktadır, ancak bu kadarla yetinmeyip yakın gelecekte bunun daha da ileri gideceğini söylemek mümkündür. Örnek vermek gerekirse, bugün metro istasyonlarında, üniversite yerleşkelerinde, alışveriş merkezlerinde rastladığımız otomatların daha da akıllı hale gelerek, sizin tercihlerinize ve ihtiyaçlarınıza göre seçim yapmanıza yardım edeceği ve tercihinizi bilerek yeşil limonlu bir kola, diyet bir buzlu çay veya favori spor içeceğinizi size önereceği bir sistemdir aslında bahsedilen. Bu da üreticiler açısından tüketicilere sunabileceği yeni promosyon fırsatları ve paket satış olanakları anlamına gelmektedir. Diğer yandan üreticilerin tedarik zincirine direk olarak bağlı olan bu sistem lojistik açısından da firmalara avantaj sağlayacaktır.

Bu örnek yeni iş modelleri sayesinde ne kadar fazla kişiye özel hizmet verilebileceğini ve bunun da müşteri sadakati yaratmada önemli bir faktör olacağını anlatmak için seçilebilecek yüzlerce örnekten sadece biridir. Gelecek için öngörülen perakendeden tıp sektörüne kadar neredeyse her alanda müşteri deneyiminin özelleştirilmesi hatta kişiselleştirilmesinin bir norma dönüşmesidir.

Ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi çalışma hayatında gelecekte de yepyeni ufuklar açacak gibi durmaktadır. İşverenler ve işçiler arasında çok uzun yıllardan beri süregelen sözleşmeler de artık değişmek durumunda kalacaktır. Bu durum aslında yavaş yavaş hayata geçmeye başlamıştır. Y kuşağı da denilen 80’lerle 2000’li yıllar arasında doğan ve bugün 20’li 30’lu yaşlarını taşıyan kuşak “babyboomer” kuşağının yerini almaya başlayacaktır. Günümüzde bu kuşak, A.B.D. iş gücünün %36’sını oluşturmaktadır, 2025 yılında ise bu oranın %75’lere çıkması beklenmektedir (MIT Technology Review Custom, 2014).

Dijital yerli kuşağın bu ilk üyeleri (dünyada internet ve bilgisayar olmadığı zamanları görmeyenler) doğal ağ kuşağıdır. Çoğunlukla evde ve yüksek hızlı bir bağlantıyla ağa bağlanarak zaman geçiren, işbirlikçi çalışmaya uygun ve ağ ekonomisinin temelini oluşturan bir kuşaktır dijital yerliler. Ortaya çıkan yeni iş modellerinde halen çalışan fakat önümüzdeki yıllarda çok daha fazla çalışacak kişiler gerçek yenilik için çok uygun vizyona ve düşünce yapısına uygun karakterler olarak gözükmektedirler.

Ağ ekonomisi, coğrafi yakınlıktan ziyade bilginin dolaşımının gücü üzerine kurulmuştur. Çalıştığın yere yakın olma gerekliliği artık tarihe karışan bir kavram olarak gözükmektedir. Bunun yanı sıra, şirketler ihtiyaçları olan tüm bilgi kaynaklarını istedikleri yerden istedikleri zamanda karşılama konusunda çok büyük avantaja sahip olmuşlardır. İş kavramı artık bir mekân olma özelliğini kaybetmiş bir etkinlik haline gelmiştir. Bu yeni duruma adapte olan işletmeler hem yeniliği besleyecek hem de rekabet avantajı elde edeceklerdir (Qualman, 2009, s. 189).

Ağ ekonomisi tüm işletmeleri kaynak kullanma konusunda çok daha verimli bir çizgiye getirmektedir. Teknolojik belirlenimci düşünceye yakın olan uzmanlar bu yeni durumun kıtlık dünyasından bolluk ve bereket dünyasına doğru bir geçiş olacağını savunmaktadırlar. Aslında etrafımızda potansiyel olarak var olan ama farklı sebeplerden dolayı kullanılamayan iş gücünü bu yeni tip ekonomi sayesinde daha rahat kullanabileceğimizi savunmaktadırlar. Yine örnek vermek gerekirse, şu anda kaynak optimizasyonunun diğer tüm alanlardan fazla ve ivedi olarak uyarlanması gereken bir alan varsa o da tarım sektörüdür. Çeşitli tahComputer-wrenchminler 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyar kişiye ulaşacağını söylemektedir, bu da bugünden aşağı yukarı 2 milyar kişi daha fazlalaşarak büyüyeceğini göstermektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütünün verilerine göre bu nüfus artışı yiyecek üretiminin %70 artırılmasını gerektirecektir. Bu gerekliliğe rağmen dünya üzerinde yeni tarım alanları açmak mümkün değildir, ancak hassas tarım teknolojisiyle kaynakların optimize edilmesi yoluyla mevcut olan alanlar üzerinden %70 artırımı sağlamak mümkün olabilecektir (MIT Technology Review Custom, 2014).

Bir başka başarılı kaynak optimizasyonu örneği Avrupa’da çok önemli, işlek ve doluluk oranı çok yüksek olan birçok gemi tarafından tercih edilen Hamburg limanı yönetimidir. Liman yönetimi kısıtlı alanın nasıl daha iyi kullanılabileceği konusunda ciddi araştırmalarda bulunmuştur. Sonuç olarak; hem kara trafiğinin hem de deniz trafiğinin bir merkezden koordine edildiği bulut tabanlı bir sistem kullanarak limanın verimliliğini ve kârlılığını çok ciddi seviyede artırmıştır. Tüm tedarik zinciri böylece çok daha verimli çalışmıştır. 2012 yılında 9 milyon olan konteynır kapasitesinin bu sisteminin kullanılması ile, herhangi bir ek inşaat yapılmaksızın 2025 yılında 25 milyona çıkması hedeflenmiştir. Bu doğru kaynak optimizasyonunun nasıl büyük verimlilik sağlayacağına güzel bir örnek olarak gösterilebilecek bir vakadır.

Yukarıda bahsi geçen ve farklı örneklerle betimlenmeye çalışılan ağ bağlantılı enformasyon ekonomisi, hem teknolojinin gelişimi, buna bağlı olarak toplumların dönüşümü ile beraber, yepyeni iş alanları ve modellerine kavuşmuş olan ekonomik sistemin bir sonucudur. Bu yeni ekonomik sistem içerisinde daha önce hiç duymadığımız, hayal bile etmediğimiz birçok alanda yepyeni iş yabancilarin-vazgecemedigi-hisseler--943774kolları türemiştir ve türemeye de devam edecektir. Sanırım Türkiye’de özellikle özel sektör bu treni yakalamak için acele etmelidir, tabii ki devlet kuruluşları da bu adımları atabilmek için gerekli düzenlemeleri yapmakla mükelleftir. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi iklime, dünya ekonomi ligindeki sıralamasına ve tabii ki iç siyasi çekişmelerine baktığımızda benim üniversite yıllarında hocalarımdan duyduğum “gelişmekte olan ülkeler” tamlaması Türkiye için daha çok uzun seneler söylenecektir. Bu kavramı ilk duyduğumda, (1990 yılı) bir gün gelişeceğimizi düşünmüştüm. Üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen biz bu tamlamayı maalasef sabit bir şekilde tutmaktayız ve kısa vadede de değiştirebileceğe benzemiyoruz. Umarım benim öğrencilerim yıllar sonra buna benzer bir yazı yazmazlar…

Kaynakça

Badillo, P.-Y., & Bourgeois, D. (2003).” Information and Knowledge Society and Network Economy” Conference Economics For The Future. Cambridge.

Benkler, Y. (2006). The Wealth of Networks: How Social Production Transforms Markets and Freedom. New Haven & London: Yale University Press.

MIT Technology Review Custom. (2014). Revolution in Progress: The Networked Economy. 03 12, 2015 tarihinde http://www.technologyreview.com/view/530241/revolution-in-progress-the-networked-economy/ adresinden alındı

Kelly, K. (1998). New Rules for the New Economy. New York: Pinguin Books.

Qualman, E. (2009). Socialnomics. New York: John Wiley & Sons Inc.

 

 

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

İlk yorumu siz yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir