Akıllı telefonum: Senden vazgeçmek ne zor!

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

twitter-postn97Yanılmıyorsam sene 2009’du, Necmi Emel’in bir Nokia N97 sahibiydi. Dokunmatik bir ekranı ve kaydırınca ortaya çıkan tuşlu bir Q klavye seti vardı cihazın. O zamanlar havalı da bir telefondu. Bense yeni bir hayata yelken açmış ve bir iPhone edinmiştim. Gerçekten an be an hayatımın değiştiğini gözlemleyebiliyordum. Emel’e de dedim ki “Bir iPhone alırsan hayatın değişecek ve hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Sanırım bir müddet buna anlam veremedi ama bir sonraki sene kendisine bir iPhone 4 alınca, tam olarak bahsettiğim şeyi anladı.

Takribi beş sene ve değişen üç iPhone modelinden sonra telefonumu değiştirmek istediğimi farkettim. Sebeplerim vardı:

  • Yavaşlamış olan bir cihazın rutin sıkıntıları
  • Daha büyük bir ekran ihtiyacı
  • Günde 4 defaya çıkan pil şarj etme seansları

Bunlar en temelleri. Bunun yanı sıra belki de yavaş yavaş beni yormaya başladığını düşündüğüm iOS arayüzünün de payı vardı.

Nihayetinde geçtiğimiz yaz yeni bir arayış içerisine girmeye başladım. Akıllı telefonların piyasaya inanılmaz bir şekilde penetre ettiğini de bu aşamada farkettim. Ben gerçekten Apple ile domine edilmiş bir iş ve sosyal dünyanın parçasıyım. Etrafımda sürekli iMacler, MacBook Prolar, iPadler görüyorum. Çok nadiren ortama bir kaç değişik cihaz ve işletim sistemi giriyor. Bunlar da genellikle geliştirdiğimiz uygulamaları test etmek için oluyor. Geldikleri hızla da çıkıyorlar hayatımdan.

Android işletim sistemi benim bir müddet test ettiğim ancak müthiş derecede kullanıcı düşmanı bulduğum bir yapıya sahip. Android’i severek kullanan herkesi tenzih ederek konuşuyorum, tamamıyla kişisel fikrimdir. Dolayısıyla bu işletim sistemine sahip bütün cihazları kafadan eledim. Geriye zaten çok da opsiyon kalmadı: Windows Phone.

Windows işletim sistemi kesinlikle uzak durduğum bir sistem. Senelerce kullandıktan sonra, kendi adıma, hiç ama hiç efektif olmadığına karar verdiğim ve günün sonunda sadece bazı oyunları oynamak dışında bana hitap etmeyen bir işletim sistemi olduğuna kesin kanaat getirdim. XP’den sonra gelen hiç bir versiyon da bu fikrimi değiştirecek bir değişiklik sunmadı bana. Ancak mobil tarafta çok iyi yorumlar aldım. Bilhassa Timur Akkurt beni bu konuda müthiş derecede ikna edici nitelikte argümanlar sundu. Ben de şuna bir bakayım dedim.

nokia-lumiaYine Timur’la Twitter üzerinden bu konuda konuştuğumuz bir gün Nokia Türkiye araya girdi ve bana bir Nokia Lumia 1520 denemeyi teklif etti. Ben de neden olmasın diye düşündüm. Bir kaç gün içerisinde telefonu bana yolladılar.

Bir kaç gün sonra bir yurtdışı gezim vardı ve fırsat bu fırsat diyerek Lumia’ya geçişimi yaptım ve iPhone’u bir kenara bıraktım. Ciddi bir test olacaktı bu benim için ve bunu sonuna kadar gerçekleştirmeye gerçekten de kafaya koydum.

Takribi 10 gün sonra telefonu güzelce paketledim ve geri yolladım. İzlenimlerimi de Nokia Türkiye’ye bir mektupla bildirdim. Bunu sizinle paylaşmak istiyorum:

16 Eylül 2014, İstanbul

Sevgili Nokia Türkiye,

Öncelikle sosyal medyayı son derece aktif kullanıp, bu cihazı ihtiyaçlarım doğrultusunda denemem için bana gönderdiğiniz için size çok teşekkür ederim.

Cihazı etraflıca deneme ve inceleme şansım oldu. Lumia’yı size geri iade ederken, kuru bir teşekkür yerine, kişisel izlenimlerimi paylaşmanın daha makbule geçeceğini düşündüğüm için bu mektubu yazıyorum.

Tahmin edeceğiniz üzere bir akıllı telefonun benim hayatımdaki yeri doğrudan elimin ve zihnimin uzamı şeklinde. Bitmek bilmeyen e-posta trafiği, saatlerce göz gezdirilen proje yönetim yazılımları, sürekli değişen toplantı trafiğinin izlendiği takvim takibi, her türlüsünden sosyal medya uygulamaları, alınan notların ve fotoğrafların paylaşıldığı cloud platformları,… Kısacası bu tip cihazların ve servislerin sunabildiği hemen her türlü olanağı kullanıyorum.

2. jenerasyonundan beridir iPhone kullanıcısıyım. Bu cihazdan da son derece memnundum. Ancak son dönemde gerek yazılımsal aksamalar gerekse donanımdaki bazı sıkıntılar – ki pil sorunu hepimizce bilinmekte – beni ziyadesiyle yordu. Dolayısıyla yeni bir arayışa girmiş durumdayım.

Lumia 1520 bu noktada devreye girdi. Geçen iki haftalık dönemde kişisel izlenimlerim şu şekildedir:

Artılar:

  • Donanım olarak çok güçlü. Kullandığım bütün uygulamalarda (oyun hariç bu konuya değineceğim) son derece hızlı hareket eden bir cihaz.
  • Pili benim kullanımımla 2 gün sorunsuz bir şekilde idare etti. Günde 3 defa telefon şarj eden birisi olarak bu harika bir durum!
  • Fotoğraf ve video çekimleri harika! Bu konuda açıkçası daha iyi bir cihazla karşılaşmadım. 3 günlük bir İtalya gezim oldu. Yanımda götürdüm. Bütün çekimlerde çok iyi bir performans sergiledi.
  • Ekran görüntüsü ve renkleri konusunda çok başarılı bir cihaz. Elinizde çok iyi standartlara sahip bir monitör tutuyormuşsunuz hissi veriyor.
  • Windows Phone arayüzü yeni ve hoş bir deneyim sunuyor. Bu yönüyle gerçekten güzel bir alternatif. En ciddi ön yargımın olduğu konu buydu. Yani bir Windows cihaz ile nasıl geçinirim diye düşünüyordum. Açıkçası hemen hiç bir sıkıntı yaşamadım. Hatta hoşuma bile gitti.
  • Mikro usb şarj portu büyük bir artı. Evet, her bulunduğum ortamda bir şarj cihazı olmasına alışık birisi olarak Lumia’nın şarj cihazını evde unuttum. Ancak mikro usb o sorunu otomatik olarak ortadan kaldırdı.

Bu yönleriyle bakınca cihaz müthiş derecede ihtiyaçlarımı karşılıyor gibi görünüyor. Ancak ne yazık ki tam olarak öyle değil. Çünkü iPhone’un bana sağladığı deneyim ve entegrasyon opsiyonları sağlama konusunda ciddi bir takım sıkıntılar yaşadım.

Eksiler:

  • Uygulamaların deneyimi: Bu bence en büyük sıkıntı. Burada uygulama mağazasındaki sayıdan bahsetmiyorum. iPhone’un benzeri olan uygulamaların deneyimi, iPhone’dakina oranla kesinlikle aşağıda kalıyor. Bir çok uygulamayı natural gesture ile kullanmak mümkün olmuyor. Mutlaka cihazın arayüzündeki geri tuşuna refere etmek zorunda kalıyorsunuz ki bu sizi cihazın tek elle kullanılabileceği durumlarda dahi sıkıntı yaratıyor. Genel olarak uygulamaların genelinde deneyim eksikleri var. Farklılıklar olarak değerlendirmiyorum bunları. Varolan deneyim tasarımlarına bakılıp ona göre geliştirme yapılabilir diye düşünüyorum.
  • Uygulamaların güvenirliği: Bu da önemli bir faktör. Uygulama mağazasında pek çok alternatif uygulama mevcut ancak bunların büyük bir çoğunluğu güven telkin etmiyor. Dolayısıyla indirmekten sakındım. Ve yine dolayısıyla bu tip uygulamalardan feragat etmiş oldum.
  • Oyunlar: İşim gereği oyunlar özel ilgi alanıma giriyor. İndirdiğim oyunların hiç birisi cihaza optimize edilmiş durumda değildi. Çok güçlü donanıma rağmen çok sıkı takılmalar ve inanılmaz ısınan bir cihaz deneyimi yaşadım. Açıkçası keyif alamadım.
  • Entegrasyon: Mac kullanıcısıyım ve adres defterimi doğrudan içeri alamadım. Kullanmayı tercih etmediğim iCloud vasıtasıyla çağırmak zorunda kaldım. Şirket e-postalarımızın altyapı hizmetini Google vermekte. Gmail kurulumu ile push notification almak mümkün olmadı. Dolayısıyla özel bir kurulum gerçekleştirmek zorunda kaldım. Bu gereğinden fazla vaktimi aldı. Açıkçası irrite eden bir durumdu. Takvim uygulamasına geçişte de benzer bir sorun yaşadım ancak çalıştırmayı becerdim. Bunun yanısıra Mac ortamında kullandığım yazılımları da bu ortama entegre edemiyor olmak, iş sürecim açısından büyük bir sıkıntı oluşturacak potansiyelde.
  • Internet Explorer. Masaüstü versiyonuna göre daha tutarlı çalışsa da kesinlikle tatmin edici değil. Alternatifleri ise deneysel gibi görünüyor.

Sonuç itibarıyla Lumia 1520, eksi olarak gördüğüm uygulama deneyimlerinden ve Mac ortamı entegrasyonu sıkıntısından arınırsa kesinlikle alacağım bir cihaz. Fakat bu durumda, her ne kadar donanımsal olarak daha güçlü olsa da bu geçiş, benim için bir geri adım niteliğinde olacaktır.

Bu hoş jestiniz için size tekrar teşekkür ediyorum.

Saygı ve sevgilerimle,

Sertaç Öğüt, PhD

Gerçekten iPhone’umdan vazgeçmek benim için çok zormuş. Ben de bunu, bu deneyimle anladım. iPhone, gerçekten sunduğu deneyim ile çok ama çok ötede. Yani bir noktada şaşırmamak da elde değil. Ortada böyle bir işletim sistemi ve deneyim varken, WP’nin, buradan öğrenebileceği çok şey olduğunu düşünüyorum. Olay daha hızlı bir cihaz, daha güçlü bir donanımda değil. Bunun önemsiz olduğunu söylemiyorum ama deneyim çok daha önemli diyorum.

dusunen-adamGünün sonunda gittim ve kendime bir iPhone 6 aldım. Alışkanlıklarım sabit ve alternatiflerin de hala çok ciddi bir alternatif olduğunu düşünmüyorum. Evet, bir sürü insanı duyabiliyorum: “Bu özellik iPhone’a yeni geldi ama kaç senedir Android X cihazda mevcut.” ve ya “Bak, bunu iPhone ile yapamıyorsun.” Bu tip cümleleri kuran kişilere soruyorum: “Oldu da n’oldu?”

Bugün bakıyorum, ortalama bir bilgisayar kullanıcısının bir bilgisayarı alırken dikkat ettiği şeyler ile kullanımı arasında bir paradoks var. En hızlı, en afili, en üstün cihazın peşinde koşarken; ortalama olarak yapılan şey internette sörf, sosyal medyada takılmaca, haber, film, fotoğraf izlencesi. Biraz daha üstüne koyacak olursak Word, Excel belki de Powerpoint. Bütün deneyim de bunların çevresinde dönüyor.

Dönüp akıllı telefonlara baktığımızda da görüntü çok değişmiyor. Buna bir de oyunları ekleriz belki de. İster istemez bir de fotoğraf ve fotoğraf üretme işi var. İşte tam bu noktada yine sormakta fayda var: Android cihazdaki o özellik, kullanıcının önüne katma değeri olacak bir şekilde konmadığında neye ve kime faydası var? Cevap da sorunun içerisinde gizli diye düşünüyorum.

Sonuç itibarıyla burada bir Apple fan-boyluğuna da soyunmak istemiyorum. iPhone’un sıkıntıları bence 6 numaralı modelinde de sabit. En azından şu anda hala öyle. Ancak deneyim boyutuna geldiğimizde iOS açık ara diğer işletim sistemlerinden önde. Yine de hemen herkes kullandığı cihazı değiştirmekte zorlanacaktır. Bundan da hiç şüphem yok.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedinmail

Düşünür, taşınır, koşturur, uyumayı sevmez...

İlk yorumu siz yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir